İkinci Yeni Şiiri « Genel
(1955-1965) Garipçilerden ve Birinci yenicilerden ayrı bir yolla şiirlerini yayınlamışlardır. Bir gruplaşmaları yoktur. Bu dönem içinde ayrı ayrı yerlerde yayınlanan şiirlerinde benzerlik görülmesi üzerine bu adla anılmaya başlamışlardır. İkinci yeni şiirde görülen özellikleri şöyle sıralayabiliriz:
İkinci yeniciler alabildiğine hayalcidirler.
Konuşma diline sırt çevirmişlerdir. Serbest çağrışıma dayanan şiirleri kopuk kopuktur. Tesadüfen seçilmiş kelime veya cümlelerin alt alta sıralanmasıyla şiirin oluşturulduğu intibaını verirler. Genelde cümle yapıları bozuktur. Bir boşvermişlik havası hakimdir.
Sezai Karakoç'un "Laleli'den dünyaya doğru giden bir tranvaydayız" mısrası ikinci yeni şiirini tanıtacak niteliktedir.
İkinci Yenicilerden birkaç isim: Ece Ayhan (1931), Sezai Karakoç (1933), Cemal Süreya (1931-1990), Turgut Uyar (1927-1986), Edip Cansever (1927-1986), Kemal Özer (1935).
Cahit Külebi « Şair ve Yazarlar
Türk şairi (1917). Tokat'ta dünyaya gelen Cahit Külebi Sivas Lisesi'ni (1936), sonra İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu'nun Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'nü bitirdi (1940). Antalya Lisesi'nde, Devlet Konservatuarı'nda ve Ankara Gazi Lisesi'nde edebiyat öğretmenliği yaptı (1942-1956). Milli Eğitim Bakanlığı başmüfettişliğinde, İsviçre bölgesi öğrenci müfettişliği ve kültür ataşeliğinde bulundu (1956-1964). Emekliye ayrıldığı 1973 yılına kadar, gene bakanlık başmüfettişliği (bir ara kültür müsteşarı yardımcılığı) yaptı. Aynı yıl Türk Dil Kurumu Yayın ve Tanıtma Kolu başkanı, 1977'de de TDK Genel Yazmanı oldu.
Sanatı ve Kişiliği
Külebi, İkinci Dünya Savaşı yıllarında gelişen şiir akımlarının etkisi altında eser vermeğe başladı. Ayrı kaynaklardan beslenen ve değişik amaçlar güden bu akımlardan esinlenmekle birlikte kendine özgü bir bireşim yapmayı bildi. Hem halk edebiyatının, hem serbest şiirin tekniklerinden yararlandı.
Yurt güzelliklerini çarpıcı yalınlığıyla yansıtmağa çalışırken Anadolu insanının acılı yaşamını da aynı yalınlıkla yansıtmaktan geri kalmadı. Anadolu gerçeğini uzak geçmişlerden günümüze kadar gelen çizgisi içinde, bakımsızlığı, çorak ovaları, eşkıyası, keskin rüzgârları, odun ve tuz taşıyan kağnıları, gezgin satıcıları, köylüleri, çiftçileri, balıkçıları, hamalları ve çobanlarıyla gönül tellerini inleten bir hava içinde dile getirdi.
Külebi'nin şiiri bütün yalınlığı ve gerçekçiliğinin yanı sıra sevgiye, dostluğa ve kardeşliğe dayanır. Daha doğrusu yansıttığı gerçeklerin üstünde bu duygular tüter. Bunun sonucu olarak o barışçı, insancı dünya görüşüyle yüzyılımıza damgasını vuran kötülüklere de karşı çıkar. Bu görüşün belirgin örneği olan Atatürk Kurtuluş Savaşı'nda adlı eseri, seslendirilerek (Nevit Kodallı) oratoryo haline getirilmiştir (Atatürk Oratoryosu).
Eserleri
Adamın Biri, Rüzgâr, Atatürk Kurtuluş Savaşı'nda, Yeşeren Otlar (T.D.K. 1955 edebiyat ödülü), Süt, Şiirler, Türk Mavisi.
Ziya Paşa « Şair ve Yazarlar
Türk şairi ve yazarıdır (1825-1880). Özdeyişler halinde dillerde dolaşan beyitleriyle ünlü bir şairdir. Aynı zamanda Tanzimat edebiyatının önemli üç kişisinden (diğer ikisi Şinasi ile Namık Kemal) biridir. Saraya karşı özgürlükçü eyleme katılması da onu sonraki kuşakların gözünde büyültmüştür.
Ziya Paşa, İstanbul'da dünyaya geldi. Özel olarak öğrenimini ilerletti. 17 yaşında devlet memurluğuna girdi. Başbakanlık'ta kâtipken sadrazam Mustafa Reşit Paşa'nın ilgisini çekti. Paşa onu üçüncü kâtip olarak saraya yerleştirdi. Burada memurken Fransızca öğrendi. Reşit Paşa ölünce bu görevinden uzaklaştırıldı, zaptiye müsteşarlığına atandı. Atina elçiliği, Kıbrıs, Amasya, Canik mutasarrıflığı yaptı.
1867'de yurt dışına kaçarak Yeni Osmanlılar Cemiyeti'ne katıldı. Namık Kemal ile birlikte Londra'da Hürriyet gazetesini çıkardı (1868). Paris, Londra ve Cenevre'de beş yıl kadar kaldıktan sonra sadrazam Âli Paşa'nın ölümü üzerine İstanbul'a döndü (1876). Abdülhamit II onun İstanbul'da kalmasından kuşkulandığı için öteden beri uygulanan bir yola başvurdu ve rütbe vererek taşraya gönderdi. Böylece Ziya Bey, Ziya Paşa oldu ve vezir rütbesiyle Suriye valiliğine gitti. Adana valisiyken öldü.
Sanatı ve Kişiliği
Ziya Paşa biçim bakımından değil, ama konu bakımından yenilikçi bir şairdir. Sözgelimi divan edebiyatında gazel, tercii bent ve terkibi beni gibi biçimler yalnız aşk ve zevk konularını işlerken o biçimlerle toplumsal hayattaki aksaklıkları eleştirdi. Bir ahlâkçı tavrıyla ele aldığı tutarsızlık ve bozukluklar, ona çarpıcı olmakla birlikte sanki bir değişmez yazgıymış gibi görünür, doğa ve Tanrı karşısında duyulan o sonsuz çaresizliği yansıtır. Bu güçlü şiirlerinin yanında yergileri (hiciv) ve edebî açıklamaları zayıf kalır.