Maksim Gorki « Şair ve Yazarlar
Aleksey Maksimoviç Peşkov, «Maksim Gorki» denir, Rus yazarı (1868-1936).
Gorki, Nijni-Novgorod'da doğdu {bugün kente Gorki adı verilmiştir). On yaşında öksüz kalınca hayatını kazanmak için kunduracılık, fırıncılık, hamallık, gece bekçiliği yaptı, gençlik yıllarında başıboş ve sefil bir hayat sürdü. Gündüzleri çalışır, geceleri kendini yetiştirmek için durmadan okurdu: romanlarından birinde «Benim tek okulum Rus halkının günlük yaşantısı olmuştur» der.
Hikâyelerini yayımlamağa başladığında yirmi dört yaşındaydı; daha sonra yazdığı romanlar ve tiyatro oyunları ona dünya çapında ün sağladı. Toplumsal haksızlıklara başkaldıran Gorki, Marx'çı kuramları benimsedi. Eserlerinin çoğunda ezilen halkın yoksulluğunu ve yavaş yavaş gelişerek Ekim Devrimi'yle sonuçlanan siyasal bilinçlenmeyi anlattı.
Gerçekçi ve toplumcu Rus edebiyatının kurucusu sayılan Gorki, yeni rejimle işbirliği yapmasına rağmen bu rejimin aksayan yanlarını eleştirmekten geri kalmadı: Gorki, ölünceye kadar, özgür bir insan olarak yaşamayı her şeyin üstünde tutmuştur. Hayatını anlatan kitapları Sovyet edebiyatının başlıca eserleri sayılan yazara doğduğu şehir adıyla anılacak kadar önem verildi.
Acı
Halkının yoksulluğunu derinden duyan yazar, Rusça «acı» anlamına gelen Gorki takma adını almıştır.
Bazı Eserleri
Romanlar: Foma Gordeyev, Ana.
Otobiyografiler: Çocukluğum, Ekmeğimi Kazanırken, Benim Üniversitelerim. Tiyatro oyunları: Ayak Takımı Arasında, Küçük Burjuvalar.
«Gorki» (1921), L. N. Andreyev'in eseri. Tretyakov Galerisi, Moskova.
Yusuf Ziya Bahadınlı « Şair ve Yazarlar
Yusuf Ziya, 75 yıldır aramızda olan, Cumhuriyet tarihimizin neredeyse bütün dönemlerini; ağzından dinleyip, kaleminden okuyabileceğimiz canlı bir şahittir. Onun bu samimiyeti eserlerine de yansımıştır; insandan ve yaşamdan uzak, sürreal anlatımları kullanmaz. Ziya'nın 'yazın'ı, bir amaçtan ziyade araç olarak gördüğünü söyleyebiliriz. O, toplumcu gerçekçi yazarlarımız arasında yer alır.
1927 yılında Yozgat'ın bir köyünde doğmuş;hayatıyla ilgili belirtmeden geçemeyeceğimiz anekdotlar var; çünkü bunların yazarımızın insana, topluma bakışındaki etkenlerin temel basamakları: Çocukluk dönemi oldukça sıkıntılı geçmiş, babası köyün en varlıklı insanı olmasına karşın 12 yaşına kadar yalınayak gezip mal gütmüş, koyun gütmüş, çift sürmüş...
Köyünün aşağılanmasına bir nevi de tepki olarak Çalışkan olan soyadını mahkeme kararıyla köyünün adıyla değiştirmiş. Hayatının dönemeçlerinden birini; pek çok köy çocuğu gibi, oralarda yaşadığı bütün zorluklara rağmen, köy enstitüleri oluşturur. 1965'te TİP'ten milletvekili seçilmiştir. Toplumcu bir yazar olduğu kadar toplumcu bir aydındır. Öğretmenlik, THY'de memurluk, pazarcılık, bakkallık, yayıncılık geçmişte yaptığı işleri arasındadır. Şu anda da TKP üyesidir.
Bu öykü kitabına da hakim olan toplumcu yönüdür; o halktan, gerçeklikten, "insandan" bağlarını koparmaz. Kendinin yakından tanık olduğu köy insanının sorunlarını dile getirir, bunları objektif olarak değerlendirir, nitekim bu kültürün aksak taraflarını yazmaktan kaçınmaz.
Burada sanat anlayışıyla ilgili bir alıntı yapmadan geçmemeliyiz: "Halkın yaşamı, bir devrimci yazar için tükenmez bir kaynaktır, yazar, tüm halk sınıflarını yakından tanımalıdır. Yaşantılarına girmeli; onları anlayabilmeli, onlar gibi duyabilmelidir. Onların öfkelerine katılmalı, onların dostlarını dost bellemeli ve de bunu duyarak, içten yapmalıdır.
(...) Bir sanatçı her zaman, her dönemde yurt ve dünya sorunlarıyla ilgilenmek zorundadır. Bu sorunlara çözüm yolu bulduğumuz, gösterdiğimiz ölçüde önem kazanırız. Yurtta ve dünyada olan her olay insanla, insanın bugünüyle, geleceğiyle ilgilidir. 'Ben sanatçıyım, bu işlerle uzmanları uğraşsın' sözü bir kaçıştır."
Onun yazarlığını anlamak için bu alıntı bile yeterlidir. Bunun yanında 12 eylül döneminde Almanya'da 12 yılı sürgünde geçmiştir, bunun çevresiyle böyle ilintili bir yazarın edebiyatını etkilememesi düşünülemez." İki Dünya Arasında" adlı öykü kitabına hakim olan tema da 'ekmek kapısı-ülkesi' Almanya'nın köy insanı üzerindeki etkisidir. İlk öykü Hatçe Büyüdü Hatiş Oldu'dur.Bu uzun öyküde Almanya'dan köyüne tatil yapmaya gelmiş Haydar ve ailesinin trajedisi anlatılır.
Bahadınlı'nın duru, akıcı, canlı üslubunu kullandığı kitaptaki diğer uzun öyküsü ise "Peri Kızı" dır. Burada büyük oğlunu ve kızını Almanya'ya yollayıp, köyden uzakta bir tepede yaşamaya başlayan ve tek umutları Almanya'ya giden iki çocuğu olan bir ailenin dramı (önceki öyküyle benzerlik gösterir dramatik yönüyle) anlatılır.
Bahadınlı, Almanya sürgününde gördüklerini,insanımızın yaşadığı hayal kırıklıklarının öyküsünü anlatmıştır bize. Şöyle ki, her iki öyküde de farklı yollardan anlatılan umudun yok olduğu teması işlenir. Onların öyküleri gerçekten kopup gelmiştir. Bu, bir yığının arasından sadece birkaç insanın hikayesi öyküleştirilmesidir. Sonunda ise aklını yitiren iki kahraman kalır geriye: Hatiş ve Battal.
Yaşar Kemal « Şair ve Yazarlar
Türk romancısıdır (1922). Çağdaş Türk romancıları arasında en ünlü olanlardan biridir. Romanlarından birkaçının yabancı dillere çevrilmesinden sonra başka ülkelerde de tanındı. Doğayı, efsaneleri ve toplumsal gerçekleri birlikte konu edinen eserleriyle kendine özgü bir çığır açmıştır.
Adana'da dünyaya geldi. Asıl adı Kemal Sadık Gökçeli'dir. Van'ın Ernis köyünden Çukurova'da Göğceli köyüne göç etmiş bir çiftçi ailesinin oğludur. Küçük yaşta babasını ve bir kaza sonucunda bir gözünü kaybetti. Kadirli İlkokulu'nu bitirdikten sonra (1938) bir süre de Adana Ortaokulu'nda okudu, ama geçim güçlükleri yüzünden son sınıfta okulu bırakmak zorunda kaldı. Ondan sonra on yılı aşkın bir süre çetin bir yaşam kavgası verdi. 1951'de Cumhuriyet gazetesinde çalışmağa başladıktan sonra İstanbul'a yerleşti.
Sanatı ve Kişiliği
Yaşar Kemal, romancıların çoğu gibi edebiyata şiirle başlamıştı. Ama 1951'de başlayan hikâyeciliği ve röportajcılığı ona ilk ününü sağladı. 1955'te yayımlanan ilk romanı İnce Memed onun adını büyük kitlelere duyurdu. Varlık roman ödülünü de alan İnce Memed, çağdaş Türk romanının en çok okunan eserlerinden biri sayılmaktadır ve dünya dillerinden birçoğuna çevrilmiştir. Yirmi yıl içinde onu izleyen yeni romanları yazarın ününü daha da artırdı.
Yaşar Kemal bütün romanlarında ağa-köylü, patron-işçi, varlıklı-yoksul arasındaki gizli-açık çatışmaları eşsiz doğa betimlemeleri ve ruhsal yapı çözümlemeleriyle birlikte işler. Yazarın bir başka özelliği eserlerindeki destansı havadır. Halk dilinden, halk şiirinden ve törelerinden bol bol ve ustaca yararlanarak, halkça benimsenmiş efsaneleri bir destan havası içinde işler: Üç Anadolu Efsanesi, Ağrı Dağı Efsanesi, Binboğalar Efsanesi v.b.
Başlıca Eserleri
Ağıtlar (derleme), Sarı Sıcak (hikâye), Teneke (roman), İnce Memed (roman), Orta Direk (roman), Yer Demir Gök Bakır (roman), Üç Anadolu Efsanesi (destansı roman), Ölmez Otu (roman), Ağrı Dağı Efsanesi (destansı roman), Binboğalar Efsanesi (destansı roman), Bu Diyar Baştan Başa (röportaj), Demirciler Çarşısı Cinayeti (roman), Yusufçuk Yusuf (roman).