Edebiyat

Lev Tolstoy « Şair ve Yazarlar

Lev Nikolayeviç, kont Tolstoy, Rus yazarıdır (1828-1910). Zengin bir toprak sahibinin oğlu olan Lev Tolstoy, çocukluğunu Yasnaya Polyana'daki aile topraklarında geçirdi. Kırım'da savaştıktan ve Avrupa'nın çeşitli ülkelerini dolaştıktan sonra Rusya'ya dönünce, derebeylerin topraklarında çalışan serilere özgürlük tanınması için uğraştı.

1863'te Sonya Bers ile evlendi ve on üç çocuğu oldu. Yazmak arzusuyla yanıp tutuşan Tolstoy, hiç durmaksızın çalışıyordu: Napolyon I savaşları sırasında Rusya'daki hayatı anlatan Savaş ve Barış adlı eseri büyük başarı kazandı.

Bunalımlı ve sıkıntılı ruhunu, aile hayatının mutluluğu da huzura kavuşturamamıştı. Şiddete, zorbalığa karşı çıkan ve toprak mülkiyetinin kaldırılmasından yana olan Tolstoy, yaşantısıyla düşüncesini bağdaştıramamanın acısını derinden duyuyordu. Ailesinin karşı koymasına rağmen malını mülkünü bırakarak ruh huzurunu manastır hayatında ve el çalışmalarında aramayı tasarladı. 1901'de, Diriliş adlı romanının kilise tarafından suçlanması aydın gençler arasında yazarın ününü daha da arttırdı ve Yasnaya Polyana'daki evi gerçek bir ziyaret yeri haline geldi.

Eserlerinden Birkaçı

Bir Hayatın Dönemleri, Kazaklar, İvan İlyiç'in ölümü, Anna Karenina, itiraf, Kröyçer Sonat.



«Tolstoy», Kratnskoy'un eseri. Kaderin kendisinden hiç bir şey esirgemediği Tolstoy, servet, deha, aşk ve üne sahip olduğa halde, huzursuzluk, ölüm korkusu ve Rus halkının sefaleti karşısında duyduğu isyan duyguları içinde yaşadı. Tretyakov Galerisi, Moskova.

Tanzimat Edebiyatı « Genel

Tanzimat Edebiyatı, siyasi tanzimatın ilanından yaklaşık 20 yıl sonra, 1860'ta, Şinasi'nin Tercümanı-ı Ahval Gazetesi'ni çıkarmasıyla başlar ve 1895'e kadar sürer.

Tanzimat Edebiyatı, eski kuruluşlarla düşüncelerin karşısına toplumsal ve siyasal düzeltimlerle çıkar. Yayınevlerinin gelişmesi, gazeteciliğin Batı'dan geniş ölçüde esinlenmesi, güçlü edebiyatçıların yetişmesi, etkili bir kamuoyu yaratır.

Tanzimat Edebiyatı, Batı'ya yönelmiş bir Türk Edebiyatı'dır. Toplum hayatımızın hızla değişme ve gelişme akımlarının itici fikir gücü Tanzimat'la başlar. Divan Edebiyatı'nın yüzyıllar boyu süren durgunluğu, Tanzimat'la ortadan kalkmıştır.

Tanzimat'tan sonra orta sınıf oluşur; bu orta sınıf, kendi edebiyatını yaratır; yeni bir edebiyat ortaya çıkar. Dil, artık Divan Edebiyatı dili değil, orta tabakanın günlük konuşmaya çok yakın olan dilidir. Tanzimat'tan sonra nesir, roman ve tiyatro büyük bir yer işgal eder. Nesrin gelişmesinde gazeteciliğin büyük rolü vardır.

Tanzimat Edebiyatı ile; topluma yeni bir duyuş, düşünüş ve anlatış tarzı, yeni bir dünya ve insan anlayışı gelmiş; bütün edebiyatımız boyunca önemsenmemiş bulunan düz söz dönemi başlamıştır. Avrupa düşünüş sistemi, Tanzimat'la ülkeye yayılır. Şinasi, Ziya Paşa, Namık Kemal, Ahmet Mithat, Recaizade Ekrem, Abdülhak Hamit, Sami Paşazade Sezai bu dönemin en önemli kişileridir.

Romantizm ve Gerçekçilik « Akımlar

Romantizmi "kapitalist-burjuva düzenine", "yitirilmiş düşler" düzenine, iş hayatı ve kazancın bayağılığına karşı bir ayaklanma, tutkulu ve çelişmeli bir ayaklanma olarak tanımlıyor Ernst Fischer. Bu ayaklanma tiyatroda ilk önemli örneklerini on sekizinci yüzyılın ikinci yarısında Almanya'da "Sturm und Drang" (fırtına ve atılış) akımıyla verdi (1767-1785). Goethe'nin ve Schiller'in öncülük ettikleri romantik yazarlar, Rousseau'nun doğaya dönüş öğretisini benimseyerek Corneille ve Rachıe'in neo-klasik kurallarına ve neo-klasisizimle uzlaşarak gelişen burjuva duygusallığına şiddetle saldırdılar.

Sayısız sahnelere bölünmüş oyunlarda, birkaç saat içinde, yıllan kapsayan olaylar anlatılarak yer ve zaman birliği bir yana bırakıldı. Avrupa'nın yaşamakta olduğu devrim bunalımı, romantiklerin oyunlarında ayaklanmalar, soygunlar, kadınların kaçırılması gibi heyecan verici olaylar biçiminde belirmeye başladı.

Romantizmin tiyatrodaki ilk örnekleri Almanya'dan gelmekle birlikte, bu oyunların en önemli esin kaynağı Shakespeare'den başkası değildi. Neo-klasisizme başkaldıran Alman yazarları, Shakespeare'in Almanca'ya çevrilen oyunlarında kendi coşkunluklarına biçim verecek üstün örnekler buldular.

Romantizmin düşünce ve duyguyu dizginleyen kurallara karşı bir ayaklanma hareketi oluşu, ilk bakışta bu akımın devrimci niteliğini çağrıştırır. Nitekim Rousseau, aynı zamanda Fransız Devrimi'ni hazırlayan düşüncelerin başlıca kaynaklarından biridir. Ama romantik akımı temsil eden yazarları ayrı ayrı ele alacak olursak, bu yazarların ortak yanının "devrimci ya da devrime karşı, ilerici ya da tepkici bir siyasal görüşü benimsemeleri değil, bu görüşe akıl ve diyalektik dışı, hayalci bir yoldan varmaları olduğunu" görürüz.

Romantizm, şiirin işleyebileceği konulan ve kullanabileceği dili sınırlayan neo-klasisizme başkaldırmakla birlikte, aşın bireysel tutumu ve öznel yöntemi yüzünden bu başkaldırısın temelinde yatan sorunlara olumlu bir çözüm getiremedi. Buna karşılık Romantizm, şehirle köy arasındaki kopuşu, bireyin toplum içindeki yalnızlığını, kazanç hırsının bayağılıklarını dile getiriyordu.

Burjuva değerlerine başkaldırının ikinci aşaması diyebileceğimiz gerçekçilik. Yalnız şehirleşmenin ve makineleşmenin değil, aynı zamanda yayılmakta olan demokrasi ve eşitlik düşüncelerinin. Bilim ve tekniğin getirdiği ve koşullandırdığı bir anlatım yöntemiydi. Gerçekçilik bir tutum olarak yeni bir kavram değildi. Tarihteki bütün önemli sanatçıların ortak bir özelliği olarak görebileceğimiz bu kavram romanla birlikte nesnel olgulara, deneye ve görgüye dayanan bir yöntem niteliği kazandı.

Destekliyoruz arkadaş - arkadas - partner - partner - arkadaş - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - wordpress - wordpress tema - seo - backlink - video izle - jinekolog - kadın dogum doktoru - kadın doğum uzmanı -