İkinci Yeni Şiiri « Genel
(1955-1965) Garipçilerden ve Birinci yenicilerden ayrı bir yolla şiirlerini yayınlamışlardır. Bir gruplaşmaları yoktur. Bu dönem içinde ayrı ayrı yerlerde yayınlanan şiirlerinde benzerlik görülmesi üzerine bu adla anılmaya başlamışlardır. İkinci yeni şiirde görülen özellikleri şöyle sıralayabiliriz:
İkinci yeniciler alabildiğine hayalcidirler.
Konuşma diline sırt çevirmişlerdir. Serbest çağrışıma dayanan şiirleri kopuk kopuktur. Tesadüfen seçilmiş kelime veya cümlelerin alt alta sıralanmasıyla şiirin oluşturulduğu intibaını verirler. Genelde cümle yapıları bozuktur. Bir boşvermişlik havası hakimdir.
Sezai Karakoç'un "Laleli'den dünyaya doğru giden bir tranvaydayız" mısrası ikinci yeni şiirini tanıtacak niteliktedir.
İkinci Yenicilerden birkaç isim: Ece Ayhan (1931), Sezai Karakoç (1933), Cemal Süreya (1931-1990), Turgut Uyar (1927-1986), Edip Cansever (1927-1986), Kemal Özer (1935).
Alphonse Daudet « Şair ve Yazarlar
Fransız yazarı (1840-1897).
Alphonse Daudet, Nimes'de bir tüccar ailenin çocuğuydu. Oldukça avare bir gençlik döneminden sonra ailenin iflâsı üzerine on beş yaşında öğrenimini yarıda bırakmak zorunda kaldı. Paris'te kendi halinde bir gazeteci olan ağabeyi Ernest'in yanına gitti. Ertesi yıl (1858), yayımladığı bir şiir derlemesi. Sevdalı Kadınlar, onu edebiyat çevrelerine tanıttı. Asıl başarıya, güneydeki gençliğinin ve başkente gelişinin hikâyesi olan Küçük Şey (1868) ve özellikle Provence yöresini sade bir dille canlandıran eğlendirici masallar derlemesi olan Değirmenimden Mektuplar (1869) ile kavuştu.
Taraskon'lu Tartarin, Tartarin Alpler'de, Taraskon Savunması ve Taraskon Limanı ile, Daudet muziplik ve canlılık dolu bir küçük taşra dünyası yaratmıştır. Böylelikle, karikatüre yakın gülünç bir güney folklorunun doğmasına katkıda bulunmuş oldu.
Daudet'in «Değirmenimden Mektuplar»ı yazdığı söylenen, Arles dolaylarındaki Fontvieille değirmeni.
Alexandre Dumas « Şair ve Yazarlar
Fransız yazarı (1802-1870).
Santa-Domingo Adası'ndan bir melezin oğlu olan Alexandre Dumas, Villers-Cotterets'de doğdu. Portrelerinden, iriyarı, sağlık dolu, gözlerinden zekâ fışkıran, neşeli bir adam olduğu anlaşılıyor. Hayatı ve eserleri de bu portrelere tıpatıp uymaktadır.
Üç Silâhşörler (1844) ile onun devamı olan Yirmi Yıl Sonra (1845) ve Bragelonne Vikontu'nu (1850) herkes bilir. Ama Dumas'ın 300 kadar romana ve tiyatro oyununa imzasını attığını bilmeyen çoktur. Çünkü doğanın bu güçlü yaratığı, kurumak bilmeyen bir hayal gücüne sahipti ve konularını aldığı tarih, tam ona uygun bir alandı; ama o, yepyeni kahramanlar da yaratabilecek güçteydi: sözgelimi. Monte Kristo kontu, tamamen hayali bir kahramandır.
Zaten Dumas, tarihten esinlenmekle yetinmiyor, onu, inanılmaz bir hızla kaleme alırken, olağanüstü hayal gücüyle âdeta yeniden yazıyordu.
Ölümünden yüz yıl sonra, kişileri hâlâ canlıdır ve serüvenleri, gençleri de, gençliğini az çok yitirmiş olanları da heyecanla sürüklemeğe devam etmektedir.